Ateist cihat?

Ateist cihat?


Gariptir ki, inanan insanlar diğer insanları kendi inançlarına davet ederken, inanmayan insanlar diğer insanları kendi inançsızlıklarına davet etmezler. İnanan insanlar bu durumu gözlemledikleri anda inançsızların davet edeceği bir yer olmadığını düşünür.

Fakat inançsız olanlar kendilerinin acı dolu bir dünyaları olduğundan bahseder durur hep, hatta inanların bu dünyaya yaklaşmamalarını tavsiye ederler çoğu zaman. Peki arada nasıl bir çizgi var? Bir insan inancını nasıl kazanır veya nasıl kaybeder? Bunun farkına nasıl varır? İnsan inanıp inanmadığından kuşku duyar mı? Gördüğüm kadarıyla inanan insanın kendi inancında kuşku yok, öteki taraf ise… öteki tarafın herşeyi kuşku gibi. Öteki taraf kuşku ettiğim sürece varım derken, inanan taraf ise inandığı dünyada var. Katolik bir arkadaşım inancını kazandığında içinde bir rahatlama ve manevi sıcaklık hissettiğini söylemişti. “Birden bi baktım inanıyorum nasıl olduğu hiç anlamadım” demişti. Tarif etmesi için zorladığımda ise bir ışık demetinin birden içini kapladığından bahsetmişti. Bu andan önceki kendisi ile empati kuramadığından bahsetmişti, o “ben” in başka ben olduğundan söz etmişti. İnsan kendiyle bile böyle bi durumda (inanan-inanmayan olarak) diyalog kuramıyor sanırım. Neyse, bütün bunlar zaten boş konuşmalar sadece. Artık kimse inançla bu denli yoğun uğraşmıyor, herkes bir sürüklenmede, şu iğrenç deyiş var ya hani “modern hayatın saçma sapan, anlamsız detayları”nın arasında savrulmakla meşgul herkes, artık bu konular tartışmaya değer konular bile değil, özellikle de bu çevrede, bu çevrede bütün insanlar inançlı doğup mutlu bir hayat sürmekte. Bu insanlarından arasından bazıları yaşadıkları hayattan hiç bir zaman memnun olamayacaklarını düşünüp, inançlarını sonuna kadar götürme düşüncesine girişmekte, çok nadiren, modern hayatın getirdiği sorumluklar zor geldiği için belki de, sabahlara kadar ibadet edip, inançlarını doruğa çıkarmayı amaçlamakta, bu anlardan bahsediyorum. İşte bunu yapmaya başladıkları anda kuşku onları da esir almaya başlıyor. O zaman o manevi sıcaklık yeterli gelmiyor sanırım artık, dahasını istiyorlar, mucizeler fln istiyorlar, peygamberleri rüyalarında görmek istiyorlar, dualarının bu dünyada hemen kabul olacağı gibi büyük umutlar beslemeye başlıyorlar. Kısacası çok ibadet edince çok inanacaklarını sanıyorlar ama işler öyle yürümüyor sanırım. Bu noktada beklenmedik bir sonuç çıkıyor; artık diğer tarafa eskiden olduğu gibi “Düşmekte olan bir uçakta ateist bulamazsın” mottosu gözlükleri ile bakmıyorlar. Bu iki grup arasında işte sadece bu anda bir diyalog gerçekleşebiliyor, demek ki o çizgi de buralarda bir yerlerde.4

+ There are no comments

Add yours