Tanrı Düşüncesi ve Prometheus’un Ateşi

Tanrı Düşüncesi ve Prometheus’un Ateşi


“ İnsan, başkaldıran yaratıktır” diye başlıyor Azra Erhat.  İnsan, zaman içinde yaşayan bir varlık olduğu için  “ hareket” etmek ister. Bu “hareket” ne kadar hızlı veya sert olursa olsun onun sürekliliği yoksa o ‘’hareket’’  hiçbir şey ifade etmez. Bu hareket insanın düşünce devrimleri yapmasıdır.  Belirli çağlarda yapılan mükemmel devrimler ne kadar etkili olursa olsun insan, o devrimin gücüne kapılıp onu korumaya çalışmamalıdır. Bu yüzden babalarımızın düşüncelerini devam ettirmek çok büyük bir suçtur.

 

asdasdfew43

‘’ Taşı delen suyun kuvveti değil sürekliliğidir’’  sözünde olduğu gibi insan, zaman içinde bir düşünce tembelliğinden kurtulup sürekli devrim peşinde koşmalıdır. En azından insan olmak bunu gerektirir.  Prometheus’ da bu devrim sürecinin bir kısmını ifade eder. Bu kısım ise gücün tanrılardan insanlara geçişidir. Prometheus, insanları seven, tanrılardan nefret eden bir kişiliktir. Onun insanlara verdiği ateş ise birçok şeyi temsil edebilir. Mesela,  düşünce özgürlüğü bunlardan bir tanesi olabilir. Ateş, bu dünyadaki her şeyden farklı olarak, yerden yukarı doğru hareket eder. Ateşin kendine has bir özelliğidir bu.  Özgürlük kavramı ateşin bu özelliğine çok yakışıyor. Her şey yere düşerken, o kendi gücüyle hiçbir şeye aldırış etmeden hareket ediyor. Özgürlükte böyle bir ‘’hareket’’ olmalı. Eğer insan özgürse onun düşünceleri hiçbir  ‘’ çekim’’ e maruz kalmadan kendine has bir yöne gitmelidir. Şüphesiz bu çekim kuvveti yüzyıllardır insana cazip gelmiştir. İnsan birçok çağda olayları hep tanrıya bağlamıştır. Bu bağlanış çok basit ve kolay bir düşüncedir çünkü işin içine bir kez tanrı girdiğinde insanlar artık sorgulamamaya başlıyordu. Bu düşünce tembelliği, Prometheus’un ateşi insanlara vermesiyle son bulacaktır. Tanrı fikrinin çekiminden insanları kurtarıp, onları özgürlüğe kavuşturacaktır.

 

Bu özgürlük düşüncesi ise sadece akılla yönetilmelidir. Günümüz dinlerinde ise akıl tek başına inanç için yeterli değildir. Onun yanında bir de gönül veya kalp olması gerekir. Prometheus‘un hikâyesinde önce tanrılar kaba kuvvetle yönetilir. Sonra Zeus gelir ve aklını kullanarak kral olur. Fakat krallığını sürdürmesi için kaba kuvvete başvurması gerektiğini düşünür. Prometheusise akıllı bir kişilik olduğu için Zeus tarafından cezalandırılır. Yani tanrılar eninde sonunda hep kaba kuvvet kullanırlar. Bu hikâye ise günümüz dinlerine has bir özellik olabilir. Örnek olarak üç dinin birleştiği yer, Kudüs’ü verebiliriz.  Kudüs’te, Yahudi tanrısı, Hıristiyan tanrısı ve İslamiyet tanrısı binlerce yıldır iktidar kavgası yapmaktadırlar. Tabi bu savaşı düşüncelerinde tanrı fikri olan insanlar yapmaktadır. Prometheus’un tanrıları da bu tanrı düşüncelerini simgelemektedir.  Kudüs’te insanlar binlerce yıldır sadece ilahi değeri olan bir yer için savaşıyorlar.  Hâlbuki bu insanların kafasından tanrı fikrini çıkarırsak savaşacak hiçbir nedenleri kalmayacak.  Bu dinlerdeki insanlar,  gücün tanrıdan geldiğini düşünüyorlar. Prometheus, ateşi tanrılardan insanlara vermesiyle bu güç insanlara geçiyor. Bu güçle insanlar tanrıların düşüncesinden kurtulup, barışa ulaşacaktır.

Ateşin bir başka ifadesi ise bilim ve teknolojinin gelişmesidir.  Eski zamanlarda insanlar, hastalıkları tanrıdan gelen cezalar olarak görüyorlardı.  Mevsimler, tanrıların savaşlarına bağlanıyordu. Gökyüzündeki gezegenler tanrı olarak görülüyordu. Bunun neden şüphesiz onların bilim yöntemleriyle alakalıydı.  Bilimsel yönteme göre belirli bir gözlem yapılır ve gözlemin gücüne göre belirli bir zaman sonra bir sonuca varılır. Bilim yapılamadığı zamanlarda insanların yeteri kadar aletleri olmadığı için yaptıkları gözlem ve deneyler gerçek bir sonuç çıkarmıyordu. Hatta bir sonuca varamıyorlardı bile. Bunun sonucunda insanlar genelde kozmolojilerini tanrıyla tamamlamayı tercih ediyorlardı. Mesela mevsimleri anlamak için dünyanın güneş etrafında döndüğünü kanıtlamaları gerekiyordu. Fakat eski zamanlarda böyle bir kanıt söz konusu olmadığı için mevsimleri, tanrıların savaşları olarak anlamaları doğal sayılabilir. Prometheus’un ateşi insanlara vermesiyle bir bilimsel aktivite başladı ve insanlar doğayı sadece doğanın kendisiyle anlamaya çalıştılar. Mesela, Aristoteles ay üstü âlemin eterden oluşan bir maddeyle oluştuğunu söylüyordu. Bu madde tanrısal bir madde olduğu için fizik burada işe yaramıyordu.  Tam anlamıyla Galileo’nun Prometheus’un ateşiyle Aristoteles’in sistemini çökertmesiyle insanlar bütün evreni araştırabilme imkânını buldular.  Bu buluş, insanın önemini artıran bir şeydi çünkü insanın bu dünyada bulduğu kanunlar bütün evrende geçerli olacaktı. Bu yüzden güç tanrılardan insanlara geçti diyebiliriz.

 

Tanrıların kurduğu bir düzen vardır. İnsan özgür olmasa da bu düzenin altında onun bir bireyi olarak yaşayabilir. Bu düzen güçlü bağları olan bir topluluk da yaratabilir. Bu düşünce bir yandan doğru bir düşüncedir çünkü manevi güçlerle yönetilen topluluklar da değerler çok değişmez hatta korunmaya çalışılır. Hâlbuki akıl sürekli değişmek ister, devrim ister.  Bu yüzden peygamberler çok akıllı insan oldukları için değil, manevi değerlere sahip oldukları için toplumun başında yer alırlar. Diğer taraftan akılla yönetilen bir topluluk kurmak zordur çünkü akıl bağımsız olmak ve sürekli değişmek ister. Böyle bir ortamda ise birisinin sürekli başta olması ya da lider olması düşünülemez. Dinsel düzenin kurduğu düzen geçicidir, Zeus’ da olduğu gibi. Fakat akılla yönetilen düzen kalıcıdır, Prometheus da bunu arzulayarak ateşi insanlara vermiştir.

+ There are no comments

Add yours